Ocak 17, 2009 1:12 am (Kıraat, Namaz, namazin rukunleri)
Tags: namazin rukunleri
Sözlükte “okumak”anlamına gelen kıraat, “Kur’ân okumak”demektir. Namazda bir miktar Kur’ân okumak gerekir. Namazda Kur’ân, kıyam halinde iken yani ayakta dururken okunur. Namazda okunması farz olan asgari miktar, kısa üç ayet veya buna denk bir uzun ayettir.
Kıraat, nafile namazların, vitir namazının ve iki rekâtlı farz namazların bütün rekâtlarında, dört veya üç rekâtlı farz namazların ise herhangi iki rekâtında olması farzdır. Kıraatin ilk iki rekâtta olması ise vaciptir. İkinci rekâttan sonraki rekât veya rekâtlarda Fatiha suresini okumak Hanefî imamlardan nakledilen bir görüşe göre vacip, diğer bir rivayete göre ise sünnettir.
Kul, “Allahu Ekber”deyip, Allah’ın büyüklüğünü ilan ve itiraf ederek namaza başlar, kılacağı namazda şeytanın bir payı olmaması arzusuyla “Eûzu billâhi mine’ş-şeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim”der ve şeytandan Allah’a sığınır. Bu söz, daha ilk başta insanın kendi aczini itiraf etmesi demektir. Namazda bu şekilde aczini itiraf eden bir insan, kırık kalbiyle Allah’a teveccüh eder. Diğer taraftan kul, okuduğu bu ayetlerle Allah’la (c.c.) konuşmuş gibi olur.
Yorum Yapın
Temmuz 2, 2008 12:31 am (Abdest, Buyuklerin Namazi, Ka'de-i ahire, Kiyam, Kulliyatta namaz, Kıraat, Namaz, Namaz Oncesi, Pirlantada namaz, Rüku, Secde, Tekbir, namaz vakitleri)
Tags: Buyuklerin Namazi, hakiki namaz, mirac, namazin anlami, Pirlantada namaz
En son ve kâmil din olan İslam’ın direği, ibadetlerin baştâcı, ruhu, özü, üsâresi ve müminin de miracıdır namaz. Aslında namaz bizden önceki ümmetlerde de vardı: Tek başına bir ümmet aynı zamanda Halilullah olan Hazreti İbrâhim ve oğlu Hazreti İsmâil’e “Tavaf edenler, itikâfa girenler, rükû ve secde edenler için bu Evimi tertemiz tutun!” diye emir buyuruldu. Yıllar sonra Kelimullah Hazreti Musa zamanında İsrâiloğulları’na 50 vakit namaz farz kılındı. Ruhullah Hazreti İsa daha beşikte iken “Yaşadığım müddetçe Allah bana namazı ve zekâtı farz kıldı” diye konuştu. Namaz, İslam ümmetine ise bir gece Kutlular Kutlusu’nun o kutlu yolculuğunun ardından bir hediye olarak geldi.
Efendimize namaz Mirac gececi takdim edildi. O’na göklerin kapıları açılmıştı. O, ashabının arasına döndüğünde ise içinden geçtiği kapıyı kapatmadı ve aralık bıraktı. Bu kapıdan geçiş bileti olarak da yanında mirac enginlikli namazı getirdi. Namaz bir çadırın orta direğidir ve o olmazsa çadır yıkılır. Fakat o çadırı yanlardan destekleyen kazıklar da göz ardı edilmemelidir. Nedir bu destekler ve tamamlayıcı unsurlar; abdesttir, ezandır, cemaattir, tesbihattır…
Namaz yolunda ilk tembih ve en birinci hazırlık abdesttir. Mümin bu hazırlığa taharetiyle başlar öyle ki daha ıtrahata giderken namaz kılmak için yapılan niyet namaza kadar geçen süreyi ibadet hükmüne çevirir. Abdestle, bedeni nâpâk şeylerden ve sezildik-sezilmedik menfîliklerden arınan insan artık büyük randevu için ilk hazırlığını yapmıştır. Hazreti Ali abdest alacağı an kendisine bir haller olur, benzi sararır, kendinden geçerdi. Kendisine nedir bu hâlin diye soranlara da; Yazının devamını oku »
Yorum Yapın
Haziran 26, 2008 3:17 am (Abdest, Kisa Kisa, Kiyam, Kıraat, Namaz, Pirlantada namaz, Rüku, Secde)
Tags: Abdest, Kisa Kisa, Kiyam, Namaz, Rüku, Secde
Muhakkikîn-i ulema, namaz rükünleri arasında yer alan secdeyi, insanın ulaşabileceği en son zirve’ olarak kabul eder ve ‘diğer rükünler, secdeye ulaşabilmek için birer basamak hükmündedir.’ derler.
Bu tahlile bütünüyle katılıyorum. Evet insan abdest ile başlayan, Rabbin huzuruna çıkma ameliyesinde çeşitli safhalardan geçer ve Allah Resûlü’nün ifadesiyle ‘kulun Rabbisine en yakın olduğu’ mekâna, yani secde hâline ulaşır. Yalnız burada önemli olan, secdedeki insanın, Rabbisi ile olan kalbî münasebeti ve duyduğu, hissettiği şeylerdir. Meselâ bana göre bir insan, kıyamda dururken ‘Rabbim, şayet Sen teşrî kılmasaydın, Sana karşı nasıl kulluk yapılır ben bilemezdim Sana sonsuz hamd u senalar olsun’ rükuda ‘Bu hâlim benim ubudiyetimi ifade etmede yeterli mi değil mi bilemiyorum ama Efendimizi örnek alarak yapabildiğim kadar yapmaya çalışıyorum, Sen kabul eyle.’ ve secdede ‘Eğer muktedir olsaydım Allah’ım, başımı ayaklarımdan da aşağıya koyardım.’ gibi düşüncelerle namazın her bir rüknünü duya duya edâ etmelidir.
Evet, namaz, miracın gölgesinde öteler ötesine yapılan bir seyahat ise, secde de o namazda en âzâm bir rükün olduğuna göre, insan secdede nihaî kurbeti hissetmeye ve kalbinde onu yakalamaya çalışmalıdır.
Bana göre secde, Mevlâna’nın tabiriyle ‘şeb-i arus’ misali insana değerlendirmesi için verilmiş bir fırsattır. Herkesin mârifet ufku ve kâmet-i kıymeti ölçüsünde ‘âsâr-ı feyz’e mazhar olabileceği bir zemindir. Secde Allah’ın haricinde her şeyin ve herkesin nefyedilip ‘illallah’ deneceği mekândır ve onun Rabbisiyle olan kurbet yudumlayacağı bir yerdir.. evet Cenâb-ı Hakk’ın şanına muvafık kemal-i inkıyadın adıdır secde. Öyleyse burada ne, nasıl, ne şekilde ve niçin yapılması gerekiyorsa, bunlar nazara alınarak yapılmalıdır.
Yorum Yapın
Haziran 23, 2008 4:32 am (Buyuklerin Namazi, Kisa Kisa, Kiyam, Kıraat, Namaz, Pirlantada namaz, Rüku, Secde)
Tags: Buyuklerin Namazi, hakiki namaz, Kisa Kisa, Kiyam, Kıraat, Namaz, Rüku, Secde, teravih namazi
İnsan, secdede hiçbir şey söylemeden, en derin mülâhazalar ile istediği kadar durabilir. Önemli olan kişinin kendini namaza salıvermesidir. İnsan, namazda bazen öyle bir şey okur ki, o şey onu alıp değişik derinliklere götürebilir. Bu tamamen vicdanî bir mülâhaza olup hissetme ve duyma meselesidir. Resûlullah’ın rükûu kıyamına yakın, secdesi de rükûuna denkti. O, bazen bir rekâtta Bakara, Âl-i İmrân ve Nisâ sûrelerini okurdu; rükûda duruşu da ona eşti; hemen bütün rükünler aynı gibi olurdu.. evet, bazen O’nun nafile olarak kıldığı bir rekât namazı, bizim hatimle kıldığımız teravih namazı kadar sürerdi. Hâlbuki biz, senede bir ay kıldığımız teravih namazı ile ne kadar çok namaz kıldığımızı sanırız..!
Yorum Yapın
Haziran 19, 2008 3:14 am (Kıraat, Pirlantada namaz, Soru-cevap)
Tags: hikmet, Pirlantada namaz, Subhaneke duasi, zikir
Zikir, mümini Allah’a en seri şekilde yaklaştıran bir ibadet ve gaflet bulutlarını dağıtan en tesirli bir rüzgârdır. Zikir; anma-hatırlama ve insanın hayatı duyarak yaşaması ya da varlığın koridorlarında gezerken hemen her nesneden Allah’a ait bir mesaj alması demektir. Bu mânâda zikir ile namaz arasında sıkı bir irtibat söz konusudur. Hatta diğer ibadetlerdeki zikir, namazdaki zikrin yanında ancak, tâli bir mübarekiyeti hâizdir. Zaten o ölçüde Allah’ı hatırlatacak ve insanın görme, düşünme, anlama ve değerlendirme ufkundan gafleti izale edecek başka bir ibadet olsaydı, Allah, namazın yerine o ibadeti emir ve tavsiye buyururdu.
Namaz, zatında potansiyel olarak hatırlatıcı bir güce sahiptir. Kur’ân-ı Kerim, ve ekimi’s-salate lizikrî; Yazının devamını oku »
1 Yorum
Mayıs 29, 2008 10:45 pm (Kıraat)
Tags: Kıraat
Sözlükte ” okumak” anlamına gelen kıraat, “Kur’ân okumak” demektir. Namazda bir miktar Kur’ân okumak gerekir. Namazda Kur’ân, kıyam halinde iken yani ayakta dururken okunur. Namazda okunması farz olan asgari miktar, kısa üç ayet veya buna denk bir uzun ayettir.
Kıraat, nafile namazların, vitir namazının ve iki rekâtlı farz namazların bütün rekâtlarında, dört veya üç rekâtlı farz namazların ise herhangi iki rekâtında olması farzdır. Kıraatin ilk iki rekâtta olması ise vaciptir. İkinci rekâttan sonraki rekât veya rekâtlarda Fatiha suresini okumak Hanefî imamlardan nakledilen bir görüşe göre vacip, diğer bir rivayete göre ise sünnettir.
Kul, “Allahu Ekber” deyip, Allah’ın büyüklüğünü ilan ve itiraf ederek namaza başlar, kılacağı namazda şeytanın bir payı olmaması arzusuyla “Eûzu billâhi mine’ş-şeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim” der ve şeytandan Allah’a sığınır. Bu söz, daha ilk başta insanın kendi aczini itiraf etmesi demektir. Namazda bu şekilde aczini itiraf eden bir insan, kırık kalbiyle Allah’a teveccüh eder. Diğer taraftan kul, okuduğu bu ayetlerle Allah’la (c.c.) konuşmuş gibi olur.
Yorum Yapın