Ocak 17, 2009 1:08 am (Namaz, Secde, namazin rukunleri)
Secde sözlükte “itaat, teslimiyet ve tevazu içinde eğilmek, yere kapanmak, yüzü yere sürmek”anlamına gelir. Namazın her rekâtında belirli uzuvları yere veya yere bitişik bir mahalle koyarak iki defa yere kapanmak namazın rükünlerindendir. Allah Resûlü’nün (aleyhissalatü vesselâm) uygulamasına en uygun secde, yüz, eller, dizler ve ayak parmaklarının üzerine olmak üzere yedi uzuv üzerinde yapılanıdır.
Mümin, bütün bu manaları rükûda kalbinde duyduktan sonra, Rabb’inden gelen bir recâ (ümit) meltemi ile yeniden başını kaldırır ve yeniden O’nun rahmetine doğru nazar eder.
İşte kul, rükûdan tekrar doğrulurken bir inşirah hisseder sonra da, Cenab-ı Hakk’a karşı şükranın ifadesi olarak yüzünü yere koyup secdeye kapanır. Bu defa da, Efendimiz’in: “Kulun Rabbine en yakın olduğu zaman secde halidir. Öyle ise secdede iken çok dua edin”buyurduğu, Rabb’e en fazla yakın olma anını ihraz eder. Orada da üç defa: “Yüce Rabbim, (her çeşit kusurdan) münezzehtir.”demek suretiyle Rabbi tazimde bulunur. Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem); “Allah’a secde et ve yalnızca O’na yaklaş”(Alak, 96/19) emrine imtisal edip secde ediyor; bazen “Allah’ım! Büyük-küçük, evvel-âhir, gizli-açık bütün günahlarımı mağfiret buyur.”diyerek kendinden geçiyor; bazen de: “Allah’ım! Sana secde ettim, Sana inandım, Sana teslim oldum. Yüzüm de kendisini yaratıp şekillendiren, ona kulak, göz takan Yaratanına secde etmiştir. Yaratanların en güzeli olan Allah ne yücedir!”şeklinde dua ederek Rabbine karşı tazimat ve tekrimatını ifade ediyordu.
Hasılı mümin, yaptığı bu secde ile, tıpkı Efendimiz’in kulluğuyla yükselip miracda Rabbisiyle görüştüğü gibi, bir görüşme ve mülâkat için O’nun arkasında ihraz etmesi gereken yeri ihraz edecektir. O, namazını eda ederken, bu muallâ mevkii ihraz etme niyetiyle kılmalıdır. Rabbisinin kendisine yaptığı emir ve teklifi, yine Rabbinin kendisine vadettiği şeyi elde etmek için yapan mümin, namazın bütün erkânında tatlı bir zevk ve namütenahi bir lezzet duyacaktır. Zira bu vaadin arkasında rıza-yı ilahiyi elde etme, cemal-i ilahiyi müşahede vardır ve bu büyük vazifeyi eda ederken de, rehber olarak önde Peygamber Efendimiz vardır.
Yorum Yapın
Temmuz 2, 2008 4:33 am (Buyuklerin Namazi, Nafile Namazlar, Namaz, Pirlantada namaz, Secde, Teheccud Namazi)
Tags: Buyuklerin Namazi, gece ibadeti, Namaz, Pirlantada namaz, teblig, teheccud
Müzzemmil sûresinde Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem), insanlara Kur’ân mesajını sunarken, önce mutlaka ve mutlaka gece ibadet yapması ve Kur’ân-ı Kerim tilavet etmesi emrediliyor. Buna göre tebliğ ve gece ibadetinin birbiriyle irtibat ve münasebetinin bir tahlilini lütfeder misiniz? Günümüzde tebliği iş edinenlerin bundan alması gereken dersler nelerdir?
İlk nazil olan sûreler arasında yer alan Müzzemmil ve Müddessir sûrelerine, tebliğ ve irşad erlerinin geceleri kalkıp Rabbileri karşısında kemerbeste-i ubûdiyet içinde olmaları gerektiği gerçeği etrafında örgülenmiş vahiy nakışları da denebilir.
Gece ibadeti bir ölçüde, inziva, halvet, teveccüh ve tebettül mânâlarını da ihtiva eder. Aslında, bu tabirlerin bazıları Kur’ân’a aittir. Nitekim Kur’ân “Allah’tan başka her şeyle bir mânâda alâkanı keserek kendini tamamen O’na ver! Ve sadece O’nun mârifeti, O’nun muhabbeti, O’nunla alâkalı zevk-i ruhanîler ve O’nun tecellîleri ile otur kalk.” [1] tarzındaki bir üslûpla bu önemli hususa işaret etmektedir. Bu ise, ancak, Yazının devamını oku »
Yorum Yapın
Temmuz 2, 2008 12:31 am (Abdest, Buyuklerin Namazi, Ka'de-i ahire, Kiyam, Kulliyatta namaz, Kıraat, Namaz, Namaz Oncesi, Pirlantada namaz, Rüku, Secde, Tekbir, namaz vakitleri)
Tags: mirac, namazin anlami, Pirlantada namaz, Buyuklerin Namazi, hakiki namaz
En son ve kâmil din olan İslam’ın direği, ibadetlerin baştâcı, ruhu, özü, üsâresi ve müminin de miracıdır namaz. Aslında namaz bizden önceki ümmetlerde de vardı: Tek başına bir ümmet aynı zamanda Halilullah olan Hazreti İbrâhim ve oğlu Hazreti İsmâil’e “Tavaf edenler, itikâfa girenler, rükû ve secde edenler için bu Evimi tertemiz tutun!” diye emir buyuruldu. Yıllar sonra Kelimullah Hazreti Musa zamanında İsrâiloğulları’na 50 vakit namaz farz kılındı. Ruhullah Hazreti İsa daha beşikte iken “Yaşadığım müddetçe Allah bana namazı ve zekâtı farz kıldı” diye konuştu. Namaz, İslam ümmetine ise bir gece Kutlular Kutlusu’nun o kutlu yolculuğunun ardından bir hediye olarak geldi.
Efendimize namaz Mirac gececi takdim edildi. O’na göklerin kapıları açılmıştı. O, ashabının arasına döndüğünde ise içinden geçtiği kapıyı kapatmadı ve aralık bıraktı. Bu kapıdan geçiş bileti olarak da yanında mirac enginlikli namazı getirdi. Namaz bir çadırın orta direğidir ve o olmazsa çadır yıkılır. Fakat o çadırı yanlardan destekleyen kazıklar da göz ardı edilmemelidir. Nedir bu destekler ve tamamlayıcı unsurlar; abdesttir, ezandır, cemaattir, tesbihattır…
Namaz yolunda ilk tembih ve en birinci hazırlık abdesttir. Mümin bu hazırlığa taharetiyle başlar öyle ki daha ıtrahata giderken namaz kılmak için yapılan niyet namaza kadar geçen süreyi ibadet hükmüne çevirir. Abdestle, bedeni nâpâk şeylerden ve sezildik-sezilmedik menfîliklerden arınan insan artık büyük randevu için ilk hazırlığını yapmıştır. Hazreti Ali abdest alacağı an kendisine bir haller olur, benzi sararır, kendinden geçerdi. Kendisine nedir bu hâlin diye soranlara da; Yazının devamını oku »
Yorum Yapın
Haziran 26, 2008 3:17 am (Abdest, Kisa Kisa, Kiyam, Kıraat, Namaz, Pirlantada namaz, Rüku, Secde)
Tags: Abdest, Kisa Kisa, Kiyam, Namaz, Rüku, Secde
Muhakkikîn-i ulema, namaz rükünleri arasında yer alan secdeyi, insanın ulaşabileceği en son zirve’ olarak kabul eder ve ‘diğer rükünler, secdeye ulaşabilmek için birer basamak hükmündedir.’ derler.
Bu tahlile bütünüyle katılıyorum. Evet insan abdest ile başlayan, Rabbin huzuruna çıkma ameliyesinde çeşitli safhalardan geçer ve Allah Resûlü’nün ifadesiyle ‘kulun Rabbisine en yakın olduğu’ mekâna, yani secde hâline ulaşır. Yalnız burada önemli olan, secdedeki insanın, Rabbisi ile olan kalbî münasebeti ve duyduğu, hissettiği şeylerdir. Meselâ bana göre bir insan, kıyamda dururken ‘Rabbim, şayet Sen teşrî kılmasaydın, Sana karşı nasıl kulluk yapılır ben bilemezdim Sana sonsuz hamd u senalar olsun’ rükuda ‘Bu hâlim benim ubudiyetimi ifade etmede yeterli mi değil mi bilemiyorum ama Efendimizi örnek alarak yapabildiğim kadar yapmaya çalışıyorum, Sen kabul eyle.’ ve secdede ‘Eğer muktedir olsaydım Allah’ım, başımı ayaklarımdan da aşağıya koyardım.’ gibi düşüncelerle namazın her bir rüknünü duya duya edâ etmelidir.
Evet, namaz, miracın gölgesinde öteler ötesine yapılan bir seyahat ise, secde de o namazda en âzâm bir rükün olduğuna göre, insan secdede nihaî kurbeti hissetmeye ve kalbinde onu yakalamaya çalışmalıdır.
Bana göre secde, Mevlâna’nın tabiriyle ‘şeb-i arus’ misali insana değerlendirmesi için verilmiş bir fırsattır. Herkesin mârifet ufku ve kâmet-i kıymeti ölçüsünde ‘âsâr-ı feyz’e mazhar olabileceği bir zemindir. Secde Allah’ın haricinde her şeyin ve herkesin nefyedilip ‘illallah’ deneceği mekândır ve onun Rabbisiyle olan kurbet yudumlayacağı bir yerdir.. evet Cenâb-ı Hakk’ın şanına muvafık kemal-i inkıyadın adıdır secde. Öyleyse burada ne, nasıl, ne şekilde ve niçin yapılması gerekiyorsa, bunlar nazara alınarak yapılmalıdır.
Yorum Yapın
Haziran 23, 2008 4:37 am (Kisa Kisa, Namaz, Pirlantada namaz, Secde)
Tags: husu, ikame, Kisa Kisa, Namaz, Secde
Namaz, bütün ibadetlerin özü, ruhu ve piridir. O, sefine-i dinin direği ve Allah’a kulluğun remzidir. Namaz ve onun doğru kılınması üzerinde her zaman ısrarla durulmalıdır.
Namazın her anında huşûu yakalamak çok önemlidir. Huşû, saygıyla tir tir titreme demektir.
Secde, namazın debisinin en yüksek olduğu andır. O, nereye akıyorsa insanı da alıp oraya götürebilir.
Her namazda bir kere daha ruhun heykeli ikame edilmelidir. Bir kişi 15-20 sene namaz kılsa namaza alışabilir. Bazıları “Altmışımdan sonra namaza başladım” demektedir ki, zannediyorum onlar bu sözleriyle, namazın tabiatlarının bir derinliği hâline gelmesini kastediyorlar.
Yorum Yapın
Haziran 23, 2008 4:32 am (Buyuklerin Namazi, Kisa Kisa, Kiyam, Kıraat, Namaz, Pirlantada namaz, Rüku, Secde)
Tags: Namaz, Kiyam, Kıraat, Rüku, Secde, Buyuklerin Namazi, Kisa Kisa, hakiki namaz, teravih namazi
İnsan, secdede hiçbir şey söylemeden, en derin mülâhazalar ile istediği kadar durabilir. Önemli olan kişinin kendini namaza salıvermesidir. İnsan, namazda bazen öyle bir şey okur ki, o şey onu alıp değişik derinliklere götürebilir. Bu tamamen vicdanî bir mülâhaza olup hissetme ve duyma meselesidir. Resûlullah’ın rükûu kıyamına yakın, secdesi de rükûuna denkti. O, bazen bir rekâtta Bakara, Âl-i İmrân ve Nisâ sûrelerini okurdu; rükûda duruşu da ona eşti; hemen bütün rükünler aynı gibi olurdu.. evet, bazen O’nun nafile olarak kıldığı bir rekât namazı, bizim hatimle kıldığımız teravih namazı kadar sürerdi. Hâlbuki biz, senede bir ay kıldığımız teravih namazı ile ne kadar çok namaz kıldığımızı sanırız..!
Yorum Yapın
Haziran 23, 2008 4:12 am (Audio, Kuran'da namaz, Pirlantada namaz, Secde, Soru-cevap)
Tags: Namaz, Pirlantada namaz, Secde, Soru-cevap
- Ahiretle alâkalı meseleleri bu dünyanın kıstaslarıyla değerlendirirsek yanlış neticelere ulaşmamız kaçınılmaz olur; mesela, burada söyleyeceğimiz “Elhamdulillah” sözünün bir Cennet meyvesine dönüşmesini fizikî ölçülerle açıklamaya kalkışırsak hatalı yorumlardan kurtulamayız.
- Çok namaz kılan insanların alınlarında tabiî olarak bir iz belirebilir; fakat, insan kendini ifade etme fırsatları kollayan nefs-i emmâreye malzeme vermemek için, mümkünse öyle maddî bir secde alâmetinin ortaya çıkmasına mani olmalıdır.
- Hem çok namaz kılma hem üzerinde onun izinin görünmemesini sağlama, hem çok ibadet etme hem ibadet yorgunluğu ortaya koymama, hem çok oruç tutma hem beti benzi atmış görünmemeye çalışma… böyle derin olup sığ görünme, hâlis bir mü’minin şiarıdır.
- Alındaki secde izi, uhrevî ve melekî bir güzelliktir; o manevî bir alâmet ve farklı buuddaki bir gökçekliktir; onu Cenâb-ı Allah, melekler ve ruhânîler görürler.
- Rasûl-ü Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz alınların nasırlaştırılmaması gerektiğini beyan buyurmuştur; dolayısıyla, icap ederse yumuşak bir seccade kullanılmalı ve nefsin riya için sûiistîmal edebileceği bir izin oluşması engellenmelidir.
- Seher vaktinde uyuyanları görünce çok buruklaşıyorum; adeta ayaklarımın bağı çözülüyor ve yıkılıyorum. Mevlâ-yı Müteâl’in “İsteyen yok mu vereyim, dua eden yok mu icâbet edeyim, af dileyen yok mu bağışlayayım!” çağrısının mukabelesiz kalışına çok üzülüyorum.
Dinlemek icin indirin.
Yorum Yapın
Haziran 23, 2008 3:18 am (Buyuklerin Namazi, Kiyam, Namaz, Namaz kilinisi, Rüku, Secde)
Tags: Namaz, Kiyam, Rüku, Secde, Tadil-i erkan, Buyuklerin Namazi, hakiki namaz
Ebû Hureyre (r.a.) Asr-ı Saadette cereyan eden bir hadiseyi şöyle anlatır: Resûlullah (s.a.s.) mescide girmişti. Derken taşradan bir şahıs geldi ve namaz kıldı. Sonra gelip Resûlullah (s.a.s.) ile selamlaştı. Resûlullah (s.a.s.) ona, “Dön ve yeniden namaz kıl; çünkü sen namaz kılmış olmadın!” dedi. O da dönüp evvelce kıldığı gibi namaz kıldı. Resûlullah (s.a.s.) yine ona dedi ki: “Dön ve yeni baştan kıl; çünkü sen namaz kılmış olmadın!” Allah Resûlü (s.a.s.) üçüncüsünde de namazı tekrar kılmasını emredince o şahıs: “Seni hak üzere gönderen Allah’a yemin ederim ki, bu kıldığımdan başka daha iyi nasıl kılacağımı bilmiyorum. Bana doğrusunu öğretir misin ya Resûlallah?” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurdu: Yazının devamını oku »
Yorum Yapın
Haziran 20, 2008 2:49 am (Buyuklerin Namazi, Kisa Kisa, Menkibeler, Pirlantada namaz, Secde)
Tags: Pirlantada namaz, Buyuklerin Namazi, hakiki namaz, teheccud
Farz ve vâcip namazlarla teravihin dışında, geceyi ihya etmek için kılınan nafile namazların hepsini içine alan bir kavram olarak teheccüt, Kur’ân-ı Kerim’de yerini almış çok önemli bir ibadettir. Meâlen şu ayetleri örnek olarak göstermek mümkündür: ‘Sana mahsus bir namaz olmak üzere gecenin bir kısmında kalkıp Kur’ân oku, teheccüt namazı kıl. Böylece Rabbinin seni Makam-ı Mahmûda eriştireceğini umabilirsin.’ (İsrâ, 17/79); ‘Teheccüt namazı kılmak için yataklarından kalkar, cezalandırmasından endişe ederek, rahmetinden ümid içinde olarak Rabbilerine dua edip yalvarırlar ve kendilerine nasib ettiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar.’ (Secde, 32/16)
Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselam) yatsı namazını kıldıktan sonra vitri kılmadan bir müddet istirahat eder sonra gecenin bir vaktinde kalkıp teheccüt namazını edâ ettikten sonra vitri onun arkasından kılardı. O’nun teheccütsüz geçirdiği hiç bir gece yok gibiydi. Hasbe’l kader, olmuşsa onu da ertesi gün mutlaka kazâ ediyor ve böylece hayatında herhangi bir boşluğa yer vermemiş oluyordu.
Buhârî ve Müslim’in rivayetine göre Abdullah ibn-i Ömer (r.a.) rüyasında, iki dehşetli kimsenin gelip, onu kollarından tutarak derin alevli bir kuyunun başına getirdiklerini ve atacaklar diye korkunca da: Yazının devamını oku »
Yorum Yapın
Haziran 20, 2008 2:18 am (Buyuklerin Namazi, Rüku, Secde)
Tags: Buyuklerin Namazi, Rüku, Secde, setr-i avret
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü başkanıyken aldığı karar medyada merak uyandırdı. Bir süre inzivaya çekildi, fotoğraf bile çektirmedi. Prof. Ümit Meriç 17 Ağustos Depremi ertesinde başlayan “teslim olma” sürecini Yeni Aktüel’e anlattı: “Başımı örtme kararını ölüm korkusuyla değil Beyazıt Meydanı’nda çırılçıplak kalmış gibi müthiş bir utanç sonrası aldım.”
Şebnem İyinam: Modern değil de İslam’a sıkı sıkıya bağlı bir kadın olarak yetişseydiniz bu kadar ilim irfan sahibi olabilir miydiniz?
Ümit Meriç: Tüm insanlardan beklenen bütün icapları yerine getirmektir. Okumak, iki gününü aynı tutmamak, bir harf öğretenin kölesi olmak ve varoluşunu ilme ve irfana bağlayarak yaşamak… Modernizmi böyle bir şerefle eşdeğer tutmamak lâzım. Bu özelliklere sahip, modernizm dediğimiz şaibeli dönemden önce yaşayan pek çok insan var.
Şİ: 10 yaşında örtünmüş olsaydınız bunları konuşabilecek miydik?
ÜM: Tabii! Namaz kılmadan ya da oruç tutmadan ve başımı örtmeden önceki ‘ben’le sonraki arasında hiç fark yok. Marx üzerine ders verirken de oruç tutuyordum. Oruçlu ağzımla Marx’ı anlatıyordum. Müslüman olmam Marx’ı anlatmama ve anlamak istememe mani değildi. İslami kimliğim örtünmemle Yazının devamını oku »
Yorum Yapın
« Daha eski yazılar