Cenaze Namazi ve kimin cenaze namazi kilinmaz?

Ahmet Şahin, Zaman Gazetesi
12.06.2006
Bilindiği üzere ilk cenaze namazı ilk insanla başlamış, son insana kadar da devam edeceği Peygamberimizin işaretinden anlaşılmıştır.

Resûl-i Ekrem Efendimiz, Âdem’in (as) vefatından sonra meleklerin Cennet’ten kefen getirip gasil ve kefenleme işlerini yaptıklarını, Cebrâil’in (as) imam olup cenaze namazını kıldırdığını, oğlu Şit ve diğerlerinin de buna şâhit olduğunu bildirmiştir.

Nitekim cenaze namazı kılıp defni yaptıktan sonra Cebrâil (as) şöyle demiştir: — Âdemoğulları! Bundan böyle cenazelerinizi böyle yıkayacak, böyle kefenleyip, böyle namaz kılacak, böyle kabir kazarak defnedeceksiniz!

Nitekim alâkalı fıkıh kitaplarında denir ki:

— Cenazeyi önce yıkamak, sonra kefenleyip namazını kılmak, daha sonra da kabir kazarak defnetmek, sünnet-i kadimedendir. Yâni çok eski âdettendir.

İslâm dininin zuhuruna kadar gelen bu âdet, Medine’de nâzil olan bir âyetle kesin şekilde farz kılınmıştır. Rabbimiz: “Onların üzerine namaz kıl. Senin namazın onlara (mü’minlere) sükûnet ve huzur verir”buyurmuştur.

Cenaze namazı aslında tam bir namaz olmayıp, Allah için namaz, ölen için de duâdır.

Bu sebeple, Allah için kılınan namaz gibi ayakta durulur, Kur’an değil duâ okunur. Böylece meyyit için duâ mânası da tahakkuk etmiş olur. Rükû ve secde cenaze namazında yapılmaz. Çünkü ölüye karşı secde etmek, bir bakıma ölüye secde edenlere benzemek gibi bir görünüş arzeder.

Cenaze namazında da, diğer tam namazlarda olduğu gibi, giyilen eşya tümüyle temiz olmalıdır. Bu mecburiyetten dolayıdır ki, ayakkabısında necaset bulunan kimsenin kıldığı namaz sahih olmaz. Bu mahzuru önlemek için necaset kiri bulunanlar ayakkabılarını çıkarır, üzerine basarak namaza dururlar. Böylece giydikleri şeyde necaset bulunmamış, necaset bastıkları şeyin altında kalmış olur.

Mü’minlerin namazı kılınır. Ama münkirlerinki kılınmaz. Ancak bir cenazenin münkir olduğu, şüphe ve ihtimalle belli olmaz. İslâm memleketinde musalla taşına gelen herkesin iman sahibi olduğu peşinen kabûl edilir. Münkerliğine kesin delil bulunmadıkça mü’minliğinden şüphe edilmez.

İntiharın büyük günah ve vebâli mûcip oluşundan dolayı bazı âlimlerimiz, cenaze namazı kılınmaz diyecek kadar ileri bir hükümle intiharın günahlığına işaret etmişlerdir.

Cenaze namazı kılınmayacakların arasında haksız yere ana-babasını öldürenler de vardır. Bunlar bu suçlarından dolayı kısas yapıldıklarında namazları kılınmadan defnedilirler.

Bu da ana-babayı haksız yere darıltma günahının dehşetine işaret eder.

Habil’i öldüren Kabil, cenazeyi ne yapacağını şaşırmışken, Rabbimizin gönderdiği iki kargadan birinin diğerini öldürüp eştiği yere gömdüğünü gördü. Böylece ölenleri gömme âdetini karganın hareketinden öğrendi.

Rivâyete göre Âdem (as) evlâtları arasındaki bu kıtal hâdisesinden sonra yüz sene yaşadığı hâlde tek defa gülmemiş, işlenen cinayetin te’sirini bir asır boyunca ruhunda hissetmiştir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: