Gece yolculuğuna çıkanlar Allah’a ulaşır

“Hazreti Sadık u Masduk: ‘men hâfe edlece ve men edlece beleğa’l-menzile’ buyuruyor. Yani içinde azıcık gelecek adına korkusu olanlar gece yolculuğuna çıkarlar, gece yolculuğuna çıkanlar da menzile ulaşırlar, ulaşabileceği yere ulaşırlar. Yani bir insanın içinde küçük bir korku, bir endişe varsa gece yolculuğuna çıkar; gece seccadelerini teheccüdle taçlandırır, gözyaşlarıyla taçlandırır ve böyle yapan da menziline ulaşır, ulaşacağı yere ulaşır.

Geceleri sesleriyle şenlendirenler, seccadeleriyle buluşanlar, ah u efganlarıyla bulundukları yerleri inletenler, aksisedaları karşısında bazen inleyenler, iniltiyi yeterli bulmayıp kendini yere serenler, gece yolcuları bunlar. Ve bunlar miraç yapıyor gibi bir farklı buuda girebilirler. İnsanlığın İftihar Tablosu’na da kalp ötesi ruh ufku, belki sır ufku, belki hafi ufku, belki ahfa ufku, onun bu geceleri değerlendirmesi sayesinde müyesser olmuştur. Nerden biliyorsunuz? Daha ilk dönem itibarıyla ‘ya eyyühe’l-müzzemmil kumi’l-leyl / ey örtüsüne bürünen insan, kalk gecede’ diyor. Ve herkesi tebcil, takdir, tazim sadedinde ‘tetecâfâ cunûbuhum ani’l-medâcii yed’ûne rabbehum havfen ve tamean / Döşek bütün sıcaklığıyla -ne manaya geliyorsa onu siz düşünün- kendi bağrına bağladığı bir dönemde o farklı farklı iç içe sıcaklıkları terk ederek kalkıp dergah-ı ulûhiyette kemerbeste-i ubudiyetle el pençe divan dururlar’ diyor Allah. ‘El pençe divan durur, tazimle Allah’a karşı saygılarını ifade ederler.’ diyor Secde sure-i celilesinde. Gece yolculuğu bunlar. Bunlarla insan bir manada miraç yapıyor gibi olur.

Teheccüd namazı çok önemlidir. Gecelerini teheccüd feneriyle gündüz gibi aydınlatmış olanların berzah hayatları da ışıl ışıl olacaktır. Teheccüd, berzah karanlığına karşı bir zırh, bir silah, bir meş’ale ve kişiyi berzah azabından koruyan bir emniyet yamacıdır. Her namaz, insanın öbür âlemdeki hayatına ait bir parçayı aydınlatmayı tekeffül etmiştir; teheccüd ise, berzahın zâdı, zahiresi, azığı ve aydınlatıcısıdır.

İmam Rabbani Hazretlerinin dediği gibi ‘iyi bil ki namaz kulun miracıdır.’ İyi bil ki namaz kulun miracıdır. Alvar İmamı farklı bir edayla söylüyor: ‘Namaz dînin direğidir nûrudur / Sefîne-i dîni namaz yürütür / Cümle ibâdetin namaz pîridir / Namazsız niyâzsız İslâm olur mu?’, ‘Namazda mü’minin mi’râcı vardır / Râki’ u sâcidin minhâcı vardır.’

Neye bağlamışlar dedikleri bu sözü? ‘es-salatu ımadu’d-din / Namaz dinin direğidir.’ Her şey adeta onun üzerine bina edilmiş gibidir. Günde beş defa Cenabı Hakla ahd u peyman yenilemesinde bulunan bir insan zannediyorum daha az kayma yaşar. Bu işi yürekten yapanlar inşallah hiçbir zaman kaymalara maruz kalmazlar. Fakat ille de kaymalardan uzak kalınıyorsa günde beş defa rabbi ile o ahd u peymanı yenilemesi lazım. ‘Bir kere daha rabbim seni sabah duymuştum ama bu öğlendeki duyuşum çok daha farklı. Adeta kendimi senin huzurunda seni görüyor gibiyim. Sabah görülüyor gibiydim. Şimdi seni görüyor gibiyim. İkindiyi de böyle eda etmeye muvaffak eyle, akşamı da öyle, yatsıyı da öyle…’ Sonra berzah âlemine nur saçan, nur oluşturan, nur fevvareleri oluşturan teheccüd namazı…

Hazreti Pir, beş vaktin beş vakte vech-i tahsisini anlattığı yerde berzah âlemini, öldükten sonra âlemi aydınlatacak ziyanın, şulelerin, projektörlerin teheccüd namazı olduğuna dikkatleri çekiyor. Gece namazı…”

“Gece vakti ise hem kışı, hem kabri, hem âlem-i berzahı ifham ile, ruh-u beşer rahmet-i Rahmâna ne derece muhtaç olduğunu insana hatırlatır. Ve gecede teheccüd ise, kabir gecesinde ve berzah karanlığında ne kadar lüzumlu bir ışık olduğunu bildirir, ikaz eder. Ve bütün bu inkılâbât içinde, Cenâb-ı Mün’im-i Hakikînin nihayetsiz nimetlerini ihtar ile, ne derece hamd ve senâya müstehak olduğunu ilân eder. [Bediüzzaman Said Nursi, Dokuzuncu Söz]

Fethullah Gülen Hocaefendi, nebevî tavsiyeye uyarak vacip vitir namazını teheccüd sonrası eda etmek üzere geceye bırakmayı insanın teheccüde kalkmasını sağlayıcı bir faktör olarak ifade ediyor:

“Bazıları vitr-i vaciplerini geceye, gecenin son kısmına bırakıyorlar. Şöyle olur, böyle olur, bugün de kılmasam olur mu yani şu teheccüdü, gece kalkmasam olur mu?… En azından vacibi eda etme, o güçlü dürtüyle kalkarlar. Ondan sonra da nasıl olsa kalktım, iki rekat, dört rekat, yüreğim yetiyorsa şayet sekiz rekat… ‘men hâfe edlece’ hadis-i şerifine imtisalen eğer ileriye matuf endişeleri varsa gece yürüyüşüne çıkmalı. Ancak gece yürüyüşüne çıkanlar menzile ulaşabilirler. Az zikzak çizerler. İnşallah hiç zikzak çizmesinler. Ama az zikzak çizerler. Zikzak çizme beşerin tabiatında vardır. İnsanlığın İftihar Tablosu Sadık u Masduk ‘küllü’n-nâsi hattâûn ve hayru’l-hattâîne et-tevvâbûn’ buyuruyor. ‘Bütün insanlar hataya maruzdurlar.’ Mübalağa kipiyle ifade ediyor. ‘Çok fena hata yaparlar. Balıklamasına gider hataya aborde olurlar’ demektir bu. Ama bu hata yapanlar içinde izafi hayra sahip olan birileri vardır ki onlar da hemen düşer düşmez doğrulurlar. Seyyidina Hazreti Adem gibi, babaları gibi. ‘Rabbena zalemna enfüsena ve in lem tağfir lena ve terhamna le-nekûnenne mine’l-hâsirîn / Rabbimiz, nefsimize zulmettik, eğer bizi mağfiret etmez, yarlıgamazsan kaybedenlerden oluruz, halimiz budur, halimizi sana açıyoruz. Bize merhamet buyur.’ Talebi ortaya koymuyor, sadece o halin zaafını ortaya koyuyor. O düşüklüğü dillendiriyor. O sürçmeyi dillendiriyor. Yani halimize merhamet buyur.”

Kur’an’da gece ibadeti

“Beni anmak için namaz eda et!” (Tâ hâ, 20/14) “secde et ve yaklaş” (Alak, 96/19) buyuran Allah, Kur’an’da pek çok yerde gece ibadetini, gecelerinamaz, zikir ve dua ile değerlendirmeyi talim, tavsiye ve teşvik ediyor; geceyi ihyanın kul için ne denli önemli olduğunu ifade ediyor:

  • “Ey örtüsüne bürünen Resulüm! Geceleyin kalk da, az bir kısmı hariç geceyi ibadetle geçir! Duruma göre gecenin yarısında, veya bundan biraz daha azında veya fazlasında ibadet etmen de yeterlidir. Kur’ân’ı tertîl ile, düşünerek oku. Biz sana pek ağır bir söz vahyedeceğiz. Muhakkak ki geceleyin kalkıp ibadet etmek daha tesirlidir ve Kur’ân okuyuşu bakımından daha düzgün, daha sağlam bir tilavet sağlar. Çünkü gündüz seni meşgul edecek yığınla iş vardır. Rabbinin yüce adını zikret, fânilere bel bağlamaktan kurtul ve bütün gönlünle yalnız O’na yönel. O doğunun da batının da Rabbidir. O’ndan başka İlah yoktur. O halde sen de yalnız O’nun himayesine sığın, yalnız O’na güven! Onların söylediklerine karşı sabret, onlardan güzel bir tavırla uzak dur!” (Müzzemmil, 73/1-10)
  • “Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar belli vakitlerde namaz kıl ve özellikle sabah namazını! Zira sabah namazı şahitlidir. Sana mahsus bir namaz olmak üzere gecenin bir kısmında kalkıp Kur’ân oku, teheccüd namazı kıl. Böylece Rabb’inin seni ‘Makam-ı Mahmûd’a eriştireceğini umabilirsin” (İsrâ, 17/78-79)
  • “Teheccüd namazı kılmak için yataklarından kalkar; cezalandırmasından endişe ederek, rahmetinden ümid içinde olarak Rabb’lerine dua edip yalvarırlar ve kendilerine nasib ettiğimiz mallardan Allah yolunda harcarlar” (Secde, 32/16)
  • – “Sabah akşam Rabb’inin adını zikret! Gecenin bir kısmında da ona secde et, geceleyin uzun bir süre ona tesbih ve ibadet et” (İnsan, 76/25-26)
  • “Rahman’ın has kulları geceyi Rab’lerine secde ve kıyam ile, ibadetle geçirirler.” (Furkan, 25/64)
  • “Müttakiler bahçelerde, pınar başlarındadırlar. Rab’lerinin kendilerine verdiği mükâfatları almaktadırlar. Çünkü onlar, daha önce dünyada iyi davranan kimselerdi. Geceleri az uyurlardı. Seher vakitleri istiğfar ederlerdi.” (Zariyat, 51/15-18)
  • “Şimdi iyi düşünün: Böyle olanın durumu mu iyi, yoksa gece saatlerinde, âhiretten endişe edip Rabbinin rahmetini umarak gâh secdede, gâh kıyamda ibadet edenin durumu mu iyi? De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Ancak akl-ı selim sahipleri, sağ duyulu olanlar düşünüp ibret alır.” (Zumer, 39/9)
  • “O halde sen onların söylediklerine karşı sabret. Gerek güneşin doğuşundan, gerek batışından önce Rabbine hamd ederek ibadet et! Geceleyin de, secdelerin peşinden de Ona ibadet et!” (Kaf, 50/39-40)
  • “O halde onların söylediklerine sabret! Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin yüceliğini ilan et, O’na hamdet! Gecenin bazı vakitlerinde, gündüzün bazı taraflarında da O’na ibadet et ki memnun ve mutlu olasın.” (Tâ hâ, 20/130)
  • “Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım isteyin. O namaz, huşu sahibi olanların dışındaki kimselere ağır gelen bir ibadettir.” (Bakara, 2/45) [Bu ayetteki namazdan maksat gece namazıdır. Yani nefsinizle olan mücahedenizde ve düşmanlarınıza karşı sabır ve sebat göstermede gece namazı kılarak Allah’tan yardım isteyin. Bu ibadet, havf ve tevazu ehli için ağır ve cefa verici değil, aksine hafif, tatlı ve mutluluk verici bir ibadettir. (Kûtu’l-Kulûb, Ebû Tâlib el-Mekkî)]
  • “O Allah ki, teheccüd için kalktığın ve ahiretleri için geceleri neler yaptıklarını öğrenmek ve teftiş etmek gayesiyle teheccüd kılan ashabın arasında dolaştığın zaman seni görüyor.” (Şuarâ, 26/218-219)[“Ümmet için beş vakit namaz farz olup da gece namazı sünnet hâline gelince, Resul-i Ekrem, ashâbın ahvâlini müşâhede için gece vakti dışarı çıkıp ashâbın evleri arasında dolaşmış ve o evleri Kur’ân kıraati, zikir ve tesbih sesiyle arı kovanları gibi uğuldar bir halde bulmuştu.”(Kâdî Beydâvî)]

Hadislerde gece ibadeti

“Namaz nurdur” [Müslim, Taharet 1; Tirmizi, Da’avat 91; Nesai, Zekat 1] ve “Bu dinin direği namazdır” [Tirmizi, İman 8] buyuran Allah Resulü, müminlerin gecelerini namaz, Kur’an ve evrâd u ezkâr ile ihya etmesi hakkında kuvvetli tavsiye, teşvik ve telkinlerde bulunmuştur. Her şeyde olduğu gibi bu hususta da zirve bir örneklik ortaya koyan Allah Resulü’nün gece ibadeti hakkındaki nice hadislerinden bir demet:

    • “Gecenin üçte biri geçince, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kalktı ve şöyle buyurdu: ‘Ey insanlar! Allah’ı zikredin! Yeri yerinden oynatan birinci sûr üflenecek. Korkan kimse, geceleyin yol alır. Gece yol alan kimse de varacağı yere ulaşır. İyi biliniz ki, Allah’ın malı çok pahalıdır. İyi biliniz ki, Allah’ın malı cennettir. Yeri yerinden oynatan birinci sûr üflenecek. Arkasından ikincisi gelecek. Ölüm bütün şiddetiyle gelip çatacak.” [Ruhbanü’l-leyl, Affânî; Şuabü’l-iman, Beyhakî; Tirmizî, Kıyamet 18]
    • “Size geceleyin kalkmayı tavsiye ederim. Çünkü o, sizden önce yaşayan salihlerin adetidir; Rabbinize yakınlık (vesilesi)dir, günahlardan koruyucudur, kötülüklere kefarettir, bedenden hastalığı kovucudur.” [Tirmizi, Da’avat 112]
    • “Kişinin geceleyin kıldığı namaz salihlerin şiarıdır.” [Tirmizi, İman 8]
    • “Geceleyin öyle bir zaman vardır ki, müslüman bir kimse o zamana rastlayıp Allah’tan dünya ve âhirete dair hayırlı bir şey dilerse, Allah ona dilediğini verir. Bu her gece böyledir.” [Müslim, Müsâfirîn 166, 167]
    • “Her gece Allah gecenin son üçte biri girince, dünya semasına iner ve ‘Tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim. İstiğfar eden yok mu, onu affedeyim. Dua eden yok mu, duasını kabul edeyim. Herhangi bir şey isteyen yok mu, ona istediğini vereyim’ buyurur. Bu davet, sabah namazı vakti girinceye kadar aynı şekilde devam eder.” [Müslim, Salatu’l-Müsafirin 169; Tirmizi, Da’avat 212]
    • “Kulun Rabbine en yakın olduğu zaman, gecenin son kısmıdır. Eğer o zamanda, yüce Allah’ı zikredenlerden olabilirsen, bunu ihmal etme.” [Ebu Davud, Salat, 299; Tirmizî, Deavat, 118]
    • “Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan muharremde tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gecenamazıdır.” [Müslim, Sıyâm 202-203; Ebû Dâvûd, Savm 55; Tirmizî, Savm, 40]
    • “Allah, geceleyin kalkıp namaz kılan ve hanımını da uyandıran, hanımı imtina ettiği takdirde yüzüne su döken kula rahmetini bol kılsın. Allah, geceleyin kalkıp namaz kılan, kocasını da uyandıran, kocası imtina edince yüzüne su döken kadına da rahmetini bol kılsın.” [Ebu Davud, Salat 307; Nesai, Kıyamu’l-Leyl 5]
    • “Kim gecenin sonunda kalkamamaktan korkarsa vitrini gecenin başında kılsın. Kim gecenin sonunda kalkmayı umuyorsa gecenin sonunda vitrini kılsın. Çünkü gecenin sonunda kılınan namaz (gece ve gündüz meleklerinin huzurlarında ve şehadetleri altında kılındığı için) meşhud ve mahzurdur. Bu yüzden (gecenin başında kılınana nazaran) daha faziletlidir.” [Müslim, Müsafirin 162; Tirmizi, Salat 334]
    • “(Mutad olarak) geceleyin namaz kılan bir kimse, uykunun galebe çalmasıyla (bir gece uyuyakalsa ve namazını kılamasa) Allah Teala hazretleri onun namazının sevabını yine de yazar, onun uykusu (Allah’ın ona yaptığı bir ikram) bir sadaka olur.” [Muvatta, Salatu’l-Leyl 1; Ebu Davud, Salat 310; Nesai, Kıyamu’l-Leyl 61]
    • “Kim geceleyin hizbini veya hizbinden bir kısmı okumadan uyursa bunu sabah namazı ile öğle namazı arasında tamamlasın. Bu takdirde, sanki gece (mutad vaktinde) okumuş gibi aynı sevaba nail olur.” [Müslim, Müsafirin 142; Muvatta, Kur’an 3; Tirmizi, Salat 20; Ebu Davud, Salat 309]
    • “Ey insanlar! Selamı yayın, yemek yedirin, insanlar uykuda iken namaz kılın ki selametle cennete giresiniz.” [Tirmizi; İbn-i Mâce, Et’ime, 1; Dârimî, Salât, 156]
    • “Ümmetimin en şereflileri, Kur’ân’ı belleyip onunla amel edenler ve geceyi ibadetle ihyâ edenlerdir.” [Kitâbü’t-teheccüd ve kıyamü’l-leyle, İbn Ebü’d-Dünya]
    • “Allah, geceleyin Kur’an okuyan bir kula kulak verdiği kadar hiçbir şeye kulak verip dinlemez. Allah’ın rahmeti namazda olduğu müddetçe kulun başı üstüne saçılır. Kullar, ondan çıktığı andaki kadar hiçbir zaman Allah’a yaklaşmış olmaz.” (Ebu’n-Nadr der ki: “Ondan” tabiriyle “Kur’an’dan” denmek istenmiştir.) [Tirmizi, Sevabu’l-Kur’an, 17]
    • “Kabir yalnızlığı için gece karanlığında iki rek’at namaz kıl.” [Kitâbü’t-teheccüd ve kıyamü’l-leyle, İbn Ebü’d-Dünya]
    • Resulullah (sav) gece namazını hiç terk etmezdi. Öyle ki hastalanacak veya ağırlık hissedecek olsa oturarak kılardı. [Ebu Davud, Salat 307]
    • “Resulullah (sav) ayakları kabarıncaya kadar geceleri kalkıp namaz kılardı. Kendisine: ‘Allah senin geçmiş ve gelecek günahlarını affetti (niye kendini bu kadar hırpalıyorsun?)’ denildi. ‘Şükredici bir kul olmayayım mı?’ cevabını verdi.” [Buhari, Teheccüd 16, Tefsir, Feth 1, Rikak 20; Müslim, Siffitu’l-Münafikin 79; Tirmizi, Salat 304; Nesai, Kıyamu’l-Leyl 17]

Geceyi ihya ve Allah’a vuslat

“Geceler Cenâb-ı Hakk’a açılmanın koyları, vuslata ermenin rıhtımları gibidir. Allah Teâlâ gecenin değerlendirilmesine hususi önem vermiştir. Allah Resûlü’nün şahsında biz Müslümanlara, ‘Şununla bununla meşgul olurken bir koşuşturmayla gündüzü geçiriyor, kendi gönlünüze yönelemiyor ve ötelerle irtibat kuramıyorsunuz. Bâri, hiç kimsenin olmadığı bir zemin ve zamanı, Allah’a yönelerek hicranla yanıp yakılabileceğiniz ve seccadenize baş koyup gözyaşı dökebileceğiniz geceleri iyi değerlendirin’ ikazında bulunuyor. Kesrette boğulmaktan kurtulup, mâsivâdan alâkamızı keserek Allah’a yönelmemizi, O’na tam teveccüh etmemizi, O’nu düşünüp, O’nunla hem-dem olmamızı öğütlüyor ve bunun için en uygun zamanın da geceler olduğunu tembih ediyor.” [“Sessiz Çığlıklarıyla Geceler”, İkindi Yağmurları]

“Tecellî avına çıkanlar için en müsait zaman dilimlerinden biri de hiç şüphesiz gecelerdir. Gecelerde tefekkür ağlarıyla metafizik gerilime geçen kalb, ruh, latîfe-i Rabbaniye ile her zaman beklenilenin ötesinde tecellîler yakalanabilir. Evet, Allah’a vuslat, gecelerde olur. En aydınlık işler karanlığın sinesinde gerçekleşir. Mesafeler gecelerde kat’edilir. Miraca yükselme gecelerde mümkündür. Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) ihya etmediği bir tek gece dahi yok gibidir. O Nebiler Serveri bazı geceler kalktığında, Âl-i İmrân sûre-i celîlesinin son kısmında bulunan tefekkürle ilgili âyetleri okur, hatta bazen birkaç defa okur, dolan mübarek gözlerini semaya çevirip hıçkırıklara boğulurdu. Sonra uzun mu uzun kıyam, rükû ve secdeleriyle gece namazını ikame ederdi.

Efendiler Efendisi’ne tâbi olan sahabe-i kiram, tabiîn-i izam efendilerimizden niceleri de, geceleri hep uyanık geçirmiş; zamanın o altın dilimlerininamaz, dua ve tefekkürle azamî ölçüde değerlendirmeye çalışmışlardır. Evet, tabakât kitaplarına baktığınızda, Allah dostlarının hemen hemen bütününün, gecelerini kıyamla ihya ettiklerine şahit olursunuz. O nurlu zaman diliminin bu ehemmiyetinden dolayıdır ki, hakkında pek çok güzel söz söylenmiştir. Fakat Erzurumlu İbrahim Hakkı hazretlerinin şu beyitleri onların en güzellerinden biri olsa gerek: ‘Ey dîde nedir uyku gel uyan gecelerde/Kevkeblerin et seyrini seyrân gecelerde/Bak, hey’et-i âlemde bu hikmetleri seyret/Bul Sâniini ol O’na hayran gecelerde/Çün gündüz olursun nice ağyâr ile gâfil/Ko gafleti, Dildârdan utan gecelerde/Gafletle uyumak ne revâ abd-i hakîre/Şefkatle nidâ eyleye Rahmân gecelerde/Cümle geceyi uyuma Kayyûm’u seversen/Tâ hay olasın Hayy ile ey cân gecelerde/Âşıklar uyumaz gece hem sen uyuma kim/Gönlün gözüne görüne Cânân gecelerde/Dil beyt-i Hudâdır onu pâk eyle sivâdan/Kasrına nüzûl eyler o Sultân gecelerde/Az ye az uyu hayrete var fânî ol ondan/Bul cân-ı bekâ, ol O’na mihmân gecelerde/Allah için ol halka mukârin gece gündüz/Ey Hakkı, nihân-ı aşk oduna yan gecelerde.’

Evet, ehlullah gecelerin sessizliğini çok iyi değerlendirmişler, ağlarını kurmuş ve hep tecellî avlamışlardır. Bu mânâda insanın ağı; teveccüh, nazar ve konsantrasyon da diyebileceğimiz im’ân-ı nazardır. Böyle bir im’ân-ı nazarla yoğunlaşabilen tecellî avcısının sinesine her zaman tasavvurları aşkın duygular akar, dilinden de daha önce kimsenin söylemediği kelimeler dökülür. Evet, insan tam teveccühe muvaffak olduğu böyle anlarda bazen öyle heyecan tufanları yaşar ki, âdeta Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz kuvvetini yanına almış da, Allah’ın izniyle yerkürenin yörüngesini bile bir manivelayla değiştirebilecekmiş gibi olur.” [“İlâhî Tecellîler – Tenha Koylar ve Geceler”, Kırık Testi]

“Menziller, geceleri kat edilir. Rabb’e vâsıl olma geceleri olur. Mesafe alan, gece alır, alnı geceleri, seccade ile tanışan ve seccadesi gözyaşıyla ıslanan tali’li, geceleri âdeta mesafelerle yarışır. Evinin duvarları onun âhına âşina olan, geceleri merdiven merdiven yükselir ve mesafeler üstü âlemlere ulaşır. Alanlar, mesafeyi gece aldılar; gece yatanlar ise hep yolda kaldılar. Berzah azabından kurtulmayı düşünüyorsanız, gecelerinizi teheccütsüz bırakmayınız. Bırakmayınız; zira Allah Resûlü hiç bırakmamıştı.” [“Seferlerde Gece Faktörü”, Sonsuz Nur-2]

Geceyi ihya ve berzah hayatı

“Gece, melekût âleminin kapılarının aralandığı, semavî birtakım menfezlerin açıldığı ve ötelerin müşâhede edildiği bir zaman dilimidir. Bediüzzaman’ın tespitiyle, teheccütle gecenin ihya edilmesi, berzah âlemini aydınlatan bir projektördür. Abdullah İbn Ömer’in rivayet ettiği bir hadis ve bir hâdise bu mevzua ışık tutar. Bu hadiste Abdullah İbn Ömer mealen diyor ki: ‘Herkes rüya görür ve gelir Allah Resûlü’ne anlatırlardı. Ben de kendi kendime: Keşke berzah âleminin kapıları bana da aralansa, ben de bir kısım şeyler görsem ve gördüğüm şeyleri gelip İnsanlığın İftihar Tablosu’na anlatıversem; O da bunları tabir etse.. derken, bir gün rüyamda gördüm ki, iki zat beni kollarımdan tutup derdest ederek, derin ve alevli bir kuyunun başına getirdiler. O derince kuyunun içinden âdeta bir hortum gibi döne döne alevler yükseliyordu. Vakumunu bile yutacak kadar korkunçtu. Anladım ki bu, Cehennem’dir. Beni başına getirdiklerinde, oraya atacaklar diye çok korktum. Allah’a sığınıp, ‘Yâ Rab!’ diye yalvarmaya başladım. Birisi bana dedi ki: ‘Korkma! Senin için endişe edecek bir şey yok. Sen oraya girmeyeceksin.’ Sonra uyandım ve ablam Hafsa’ya rüyamı anlattım ve bunun tabirini Resûlullah’a sormasını istedim. Ablam sorunca Allah Resûlü buyurdular ki: ‘Abdullah İbn Ömer ne güzel bir insandır ama keşke geceleri ihya etse!’ Burada berzah âleminin dehşetinden kurtulma yolunun gösterildiği açıktır. O da geceleri ihya etmektir..” [“Gece İbadeti ve Tebliğ Münasebeti”, Yol Mülahazaları]

“Kat’iyen bil ki, berzah azabından kurtulmanın bir tek yolu vardır; o da geceyi ihya etmektir. Şayet kabirden ötesi hayatına nur saçmak, ayağın herhangi bir yere takılmadan, kösteklenmeden dümdüz sırat-ı müstakîm erbabı olarak burada ve ötede yürümek istiyorsan, gecenin kara zülüfleri üzerine nurlar saçarak hiç olmazsa iki rekât namaz kılmalısın. Evet, dört kıl, altı kıl, sekiz kıl; hiç olmazsa ahd ü peymâna sadakatin ifadesi olarak iki rekât namaz kıl ki, berzah hayatın aydınlansın!.” [“Meleklerin Pervane Olduğu Ruhlar”, Varlığın Metafizik Boyutu]

“Teheccüd namazı çok önemlidir. Gecelerini teheccüd feneriyle gündüz gibi aydınlatmış olanların berzah hayatları da ışıl ışıl olacaktır. Teheccüd, berzah karanlığına karşı bir zırh, bir silah, bir meş’ale ve kişiyi berzah azabından koruyan bir emniyet yamacıdır. Her namaz, insanın öbür âlemdeki hayatına ait bir parçayı aydınlatmayı tekeffül etmiştir; teheccüd ise, berzahın zâdı, zahiresi, azığı ve aydınlatıcısıdır.” [“Kalb inceliği ve namaz”, Kırık Testi-1]

Geceyi ihya ve irşad-tebliğ

Tebliğ ve irşad erlerinin geceleri kalkıp Rabbileri karşısında kemerbeste-i ubûdiyet içinde olmaları gerekir.

“Geceler ihya edilecek, melekût âleminin kapıları aralanacak ki, o yüce söz ve beyanlar beyanı etrafında dönüp duran bu ağır yük de ifa edilebilsin. Her zaman kayma zemini üzerinde bulunan, beşerî hırslarının, kaprislerinin, nefretlerinin ve kinlerinin tesirinde olan kimseler, bu olumsuz huylardan sıyrılarak değişik sahalardaki imtihanlara karşı mukavemet edebilsin; edebilsin ve kazanma kuşağında kaybedenlerden olmasınlar..!

Dava-yı nübüvvetin vârisleri gece ibadetlerini, Müktedâ-i Küll, Rehber-i Ekmel Hz. Muhammed (sallallâhu aleyhi ve sellem) gibi yapmalı.. ve herkes kendi vicdanında; ‘Çün gündüz olursun nice ağyâr ile gafil / Ko gafleti dildardan utan gecelerde’ demeli ve şayet geceyi ihmal etmişse, o günü kaybedilmiş bir gün saymalıdır; saymalı ve Hz. Âdem’in, cürüm işlediğini zannettiği andan itibaren yaptığı gibi, hep aşağıya bakmalı.. süt dökmüş kediler gibi iki büklüm olmalı ve ‘Kalkıp bu geceyi ihya etmedim, öyle ise sırtımda ölü bir gece var.’ demeli.. birkaç daha böyle ölü gece olursa, ‘Galiba ben de ölüp gidecek ve ölülerden bir ölü de ben olacağım.’ düşüncesinde olmalıdır. Bence işin doğrusu da budur; zira sırtında bunca cenazeyi taşıyan birinin iflah olması oldukça zordur.

Barla’daki o yaşlı kadının sözünü hep hatırlarım: Üstad Hazretlerinin evini ziyaretine gittiğimizde o kadın aynen şöyle demişti: ‘Ah Hocaefendi, ah Hocaefendi! (Üstad’ı kastediyor) Sabahlara kadar o çınar ağacının başında arı gibi vızıldar dururdu. Biz sabaha kadar onun uyuduğuna şahit olmazdık.’ Eğer sevdiğiniz, saygı duyduğunuz insan bu ise, öyle davranmayanlara sözüm şudur –müsaade eder misiniz: Öyleyse nereye gidiyorsunuz?..” [“Gece İbadeti ve Tebliğ Münasebeti”, Yol Mülahazaları]

Namaz dinin direği ve müminin miracı

Bediüzzaman Said Nursi ve İmam Rabbani, namazın dinin direği ve müminin miracı olma hususiyetini eserlerinde şöyle izah ediyorlar:

“Her mü’minin namazı, onun bir nevi miracı hükmündedir. Ve o huzura lâyık olan kelimeler ise Mirac-ı Ekber-i Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmda söylenen sözlerdir. Onları zikretmekle o kudsî sohbet tahattur edilir. O tahatturla o mübarek kelimelerin mânâları cüz’iyetten külliyete çıkar ve o kudsî ve ihâtalı mânâlar tasavvur edilir veya edilebilir. Ve o tasavvur ile kıymeti ve nuru teâlî edip genişlenir.” [Bediüzzaman Said Nursi, Altıncı Şuâ]

“Namaz müminin miracı olduğu için, Miraç Gecesi Resulullah (s.a.v.) Efendimiz’i şereflendiren kelimelerin namazın sonunda okunması emredilmiştir. O halde namaz kılan kişi namazını miraca çevirmeli ve namazda Allah Tealâ’ya son derece yakın olmayı istemelidir. Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: Kulun Rabbine en yakın olduğu an (namazda) secdede olduğu andır.” [İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani]

“İbadetlerin en kapsayıcı olanı ve taatlerin içinde Allah Teâlâ’ya en çok yaklaştıranı, namazı eda etmektir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) namazla ilgili olarak şöyle buyurmuştur: ‘Namaz dinin direğidir; onu dosdoğru kılan dinini dosdoğru yapmıştır. Onu terk eden, dinini yıkmıştır.’ Namazı devamlı olarak kılmayı başaran kimse kötülüklerden ve çirkinliklerden kaçınmış olur. Allah Teâlâ’nın şu ayeti de bu sözü doğrulamaktadır: ‘Muhakkak kinamaz hayâsızlık ve kötülükten alıkoyar’ (Ankebût, 29/45) Bu durumda olmayan, yani sahibini kötülüklerden ve çirkinliklerden alıkoymayan namazşekilden ibarettir ve bu namazın hakikati yoktur. Ancak hakikat elde edilinceye kadar şekli terk etmemek gerekir. Çünkü ‘tamamı elde edilemeyen şey tamamen terk edilmez’ diye bir kural vardır. Zira sonsuz kerem sahibi olan Allah’ın o şekle de itibar etmesi ve onu hakiki namaz yerine kabul etmesi muhtemeldir.” [İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani]

“Bir nevi Mi’rac hükmünde olan namazın hakikati, sâbık temsilde bir nefer, mahz-ı lutuf olarak huzur-u şâhâneye kabulü gibi, mahz-ı rahmet olarak Zât-ı Celîl-i Zülcemâl ve Ma’bud-u Cemîl-i Zülcelâlin huzuruna kabulündür. Allahu ekber deyip, mânen ve hayalen veya niyeten iki cihandan geçip, kayd-ı maddiyâttan tecerrüd edip bir mertebe-i külliye-i ubûdiyete veya küllînin bir gölgesine veya bir sûretine çıkıp, bir nevi huzura müşerref olup, iyyake na’budu hitâbına, herkesin kabiliyeti nisbetinde bir mazhariyet-i azîmedir. Âdetâ, harekât-ı salâtiyede tekrarla Allahu ekber Allahu ekber demekle kat-ı merâtib ve terakkiyât-ı mâneviyeye ve cüz’iyâttan devâir-i külliyeye çıkmasına bir işarettir ve mârifetimiz haricindeki kemâlât-ı kibriyâsının mücmel bir ünvânıdır. Güyâ herbir Allahu ekber bir basamak-ı mi’raciyeyi kat’ına işarettir. İşte şu hakikat-i salâttan mânen veya niyeten veya tasavvuren veya hayalen bir gölgesine, bir şuâına mazhariyet dahi büyük bir saadettir.” [Bediüzzaman Said Nursi, On Altıncı Söz]

“Bir hadis-i şerifte ‘şüphesiz ki kul namaza girdiği vakit onunla Rabbi arasındaki perde kalkar.’ buyrulmuştur. Bu sebeple namaz müminin miracı olmuştur.” [İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani]

“Aziz kardeşim! Şunu bilesin ki namaz İslam’ın ikinci rüknü olup bütün ibadetleri içinde toplayan bir ibadettir. Her ne kadar cüzî ise de bu toplayıcılık vasfı sebebiyle namaza küllîlik hükmü verilmiştir. Bu yüzden de Hak Teâlâ’ya yaklaştıran bütün ibadetlerin üstünde bir yeri vardır. Miraç gecesi Cennette, âlemlerin efendisi Resul-i Ekrem’e (s.a.v) bahşedilen rü’yet nimeti, dünyaya indikten sonra, dünyanın haline uygun olarak namazda gerçekleşmiştir. Bu sebepledir ki Resulullah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: ‘Namaz müminin miracıdır.’ Başka bir hadis-i şerifte de şöyle buyurmuştur: ‘Kulun Rabbine en yakın bulunduğu an secdede olduğu andır.” [İmam Rabbani, Mektubat-ı Rabbani]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: